|
Untitled Document
|
|
.:
Kültür ve Turizm
|
Kültür,bir milletin temel hayat kaynaklarından biridir.Milletlerin gerçekten hür ve bağımsız olmasının delili, kültürel kimliğini muhafaza etmesine bağlıdar.Diğer bir ifadeyle kültür, kökü eskiye dayanan, geleceğe açık olan ata mirası değer yargıları olup; Milletlerin bir arada oluşlarının veya beraber yaşama duygularının neticesi olarak ortaya çıkmış, bu değerlerle kendilerini ifade etmiş, kimlik bulmuştur.Onun içindir ki " Kültürüne sahip çıkabilen, yaşayan yaşatan ve geleceğe taşıyan milletler var olan; bu değerlerine sahip çıkmayanlar da yaşamayan milletler olarak tarihteki yerlerini almışlardır." Doğal güzellikleri, anıtsal nitelikleri, yerleşim yerleri, mimari eserleri, el sanatları
vb.gibi KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI; doğumdan ölüme, giyimden kuşama, yemeden içmeye vb.FOLKLORİK DEĞERLER, kültürün birer öğesidir. |
 Orta Karadeniz'in iç kesimlerinde kalan Vezirköprü çok eski bir medeniyete sahiptir. İlçe Osmanlı İmparatorluğu'na veziriazamlar yetiştirdiğinden ilk göze çarpan çevresindeki tarihi eserlerin çokluğu ve halk tarafından da benimsenip, korunduğudur.Aşağıda geniş açıklamalarını bulacağınız tarihi eserlerin yanısıra Oymaağaç'taki tarihi şehir, Başfakı ve İnkaya köyündeki mağaralar, Taşlıyük köyündeki höyük, Esenköydeki sütunlu mağara, Güder ve ve Boğazkoru'daki Ören, Tepeören'deki yerleşmeler hala gün ışığına çıkarılmamış kıymetli tarihi eserlerin bulunduğu gizemli yerlerdir. |
Halk eğlenceyi ve gezmeyi çok sever.Vezirköprü çevresindeki doğal ortam bu özelliğe fazlasıyla cevap vermektedir.İlçe'deki zengin bitki örtüsü, orman içi dinlenme ve piknik yerlerinin düzenlenmesine neden olmuştur. İlçeye yaklaşık 52 km.uzaklıktaki Kunduz ormanları ile Güneybatısındaki Bağaralığı, doğusundaki kaylar bağları, Altınkaya baraj gölü kenarları ve İlçe içerisindeki Çamlık en fazla rağbet gören yerlerdir.
İlçe'nin Kargucak, Çamlıkonak ve Özyörük köylerine ait yöresel halk oyunları bulunmaktadır.Ancak düzenli olarak derlenmemiştir.Yine İlçe'de, diğer yerleşim yerlerinde bilinmeyen İlçe'ye özgü katık, yarma ve dere otundan yapılan katık böreği bulunmaktadır.Katıkla yapılan yiyecek çeşitleri ve İlçe'ye has deyim ve sözcükler hususunda araştırmacı Hayrettin İVGİN'in derlemeleri bulunmaktadır.bu yüzden bu bölümde; Vezirköprü'nün taşınmaz kültür varlıklarının tanıtımlarının yanısıra evlenme, halk mutfağı,halk hekimliği, halk veterinerliği, sünnet düğünü adetleri, ninniler, yemekler, kışlık hazırlıklar ve yiyecekler, doğum tekerlemeleri, ölüm, mani, gelin ağlatma, bilmece,ata söz-leri, efsaneler, masal, seyirlik oyunlar, inançlar, halk takvimi ve meteorolojisi, halk mimarisi, el sanatları, halk oyunları, giyim-kuşam konularında özlü bilgiler sunulacaktır.
" Dün, yarın için önemlidir. Dünden ders almak, yarına emin adımlarla ilerlemektir.” |
KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI |
Tarihi ve Kültürel zenginliğimizi oluşturan; korunması gerekli doğal güzellik, gariplikleri ile doğal ve jeolojik olayların oluşturduğu ilginç görünümler ve asırlık ağaç topluluklarının bulunduğu alanlar "DOĞAL SİT " ; |
Bir araya gelişleri ile teker teker taşıdıkları değerlerin toplamından daha fazla değişik değer oluşturan doğal ve insan ürünü çevre elemanlarının ( bitki örtüsü, sokak dokusu, duvar, çeşme vb.) homojen oluşları, estetik ve tarihi açıdan taşıdıkları değer nedeniyle bütünlük gösteren alanlar "KENTSEL SİT "; |
Antik bir yerleşmenin veya eski bir medeniyetin kalıntılarının bulunduğu yer yada su altında bilinen veya meydana çıkarılan alanlan " ARKEOLOJİK SİT "; |
|

Kerpiç, ağaç ve taştan yapıların aynı alanda inşa edilip, yıkılmasıyla oluşan yapay yükseltiler " HÖYÜK ";
Mezar - Tepe anlamındaki yerler " TÜMÜLÜS "; |
Cami, türbe, medrese, han, hamam, köprü vb. binalar DİNİ VE KÜLTÜREL yapılar; ev, konak, saray vb. yapılar SİVİL MİMARLIK örnekleri olarak " Taşınmaz Kültür Varlıklar"ını ifade etmektedirler.
İlçemizdeki bu değerler tarihi açıdan olduğu kadar Turizm açısından da büyük önem arz etmekteder. |
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARI - Höyükler ve Düz Yerleşmeler
|
DOĞAN TEPE : Vezirköprü'nün kuzeybatısında yer alan Doğan tepe Aşağı Narlı köyündedir. İlk Tunç çağı ve orta tunç çağı tespit edilmiştir.
KURUDERE : Habibfakı köyündedir. İlk Tunç çağı çanak, çömlek parçalarına rastlanmıştır.
YAĞINÖZÜ - ÇAKMAK : Yağınözü köyündedir. İlk Tunç çağı çanak, çömlek parçalarına rastlanmıştır.
ÇÖRLEN TEPE :
Oymaağaç köyündedir. İlk Tunç çağı çanak, çömlek parçalarına rastlanmıştır.
HÖYÜK TEPE - OYMAAĞAÇ TEPE :
Oymaağaç köyündedir.İlk Tunç Çağı ve orta Tunç Çağı, Demir Çağı yerleşmeleri tespit edilmiştir.
KELTEPE :
Doyran köyündedir.İlk Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı,Demir Çağı yerleşmeleri tespit edilmiştir.
|
TÜMÜLÜSLER |
YAĞBASAN TÜMÜLÜSLERİ :
İlçenin kuzeybatısında yer alamaktadır. Yağıbasan köyünün Çaltıcak mahallesi'nde 3 tümülüs mevcuttur.
ÇELTEK TÜMÜLÜSLERİ : Çeltek Köyü'nün güneybatısında 2 adet tümülüs mevcuttur.
AŞAĞI NARLI TÜMÜLÜSÜ : Aşağı Narlı köyünde olup, Doğantepenin güneydoğusundadır.
AVDAN KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ : Avdan köyünün güney güneybatısında olmak üzere 2 adet tümülüs mevcuttur.
ÇAL KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ : Vezirköprü'nün güneybatısında Çal köyündedir.
YUKARI ÇAL KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ : Vezirköprü'nün doğusunda yukarı Çal köyündedir.
KÜLETEK TÜMÜLÜSÜ : İlçe'nin Kületek köyündedir.
MALTEPE TÜMÜLÜSÜ : Köprübaşı'nın kuzeydoğusunda yer alan Boğazkoru köyündedir. |
ROMA ve GEÇ ANTİK ÇAĞI YERLEŞMELERİ
|
ÇÖĞE KÖYÜ YERLEŞMESİ : Vezirköprü'nün kuzeybatısında yer alan Çöğe köyünün okulu önündedir.
ADA TEPE YERLEŞMESİ : Ada tepe köyündedir.
KIZILCAÖREN YERLEŞMESİ : Vezirköprü'nün güneydoğusunda yer alan Kızılcaören köyündedir.
ÖRENYERİ YERLEŞMESİ : Vezirköprü'nün kuzeydoğosunda yer alan Güder ve Boğazkoru köyleri hudutlarında yer almaktadır.
TEPEÖREN YERLEŞMESİ : Köprübaşı'nın kuzeybatısında yer alan Tepeören köyündedir.
TÜRKMEN KÖYÜ : Bulut alanı mevkii, antik çağ mezarlık alanı. |
DİNİ VE KÜLTÜREL YAPILAR -CAMİLER |
 |
 |

|
kuzeyindedir. 7 köşeli mihrap nişi mukarnaslıdır. Yağlı boyalı mihrabın döşemesi altıgen ve yıldızlarla bezenmiştir. Kıvrık dal, baklava,çiçek bezemeli abanoz ağacından minber Geç Dönem özelliğindedir.Kubbedeki kalem işleri orjinal değildir. Tek şerefeli silindir gövdeli minare depremde yıkılmış olduğundan yeniden orjinaline benzer bir şekilde yapılmıştır. |
ABDÜLGANİ ( NAMAZGAH ) CAMİİ
Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Taşkale mahallesi Gençlik caddesi üzerinde bulunmaktadır. 1906 depreminde tamamen yıkılmış, sadece mihrab ve minberi kalmıştır. Yıkılan caminin arsası üzerine mahalle sakinleri tarafından 1915 yılında ahşap bir camii yaptırılmıştır. Camiinin kıblesindeki geniş arsa üzerine, Vezirköprü Belediyesi'nin de gayretleriyle 1997 yılı içerisinde yaklaşık 1200 metre kare kullanım alanına sahip Köprülü Mehmet Paşa Camii yapılmıştır. |
YÖRGÜÇ PAŞA CAMİİ ( ORTA CAMİİ )
Orta Camii Mahallesindedir.Yörgüç Paşa'nın 1431 tarihli vakfiyesinden bu caminin masraflarını karşılayacak bir takım gelirler tayin ettiği anlaşılmaktadır. Depremden yıkıldığı içindir ki şu anda yerinde l944 yılında yaptırılmış olan ahşap çatılı, taş duvarlı "Orta Camii" diye anılan camii mevcuttur. |
 |
1974 yılında kiremitle kaplı olan çatısı sökülerek bakır kaplama yapılmıştır. Yapının iç ve dışında pempe Karacaviran taşı kullanılmıştır. Dıştan uyumlu görünümünü dersane - mescid bölümü bozar. Dilimli bakır kaplı kubbelerin aralarında tuğladan kare biçimli bacalar bulunmaktadır. Basık kemerli kapıdan, medrese odalarının bulunduğu revaklı dikdörtgen avluya girilir.Kubbeli Medrese odalarında ocak ve kitap rafları vardır.Kare planlı Dersane-Mescid kubbeyle örtülüdür.Kubbe kasnağında ki vitraylı pencereler sonradan yapılmıştır.
1964 yılına kadar çeşitli amaçlarla kullanılan Taş Medrese, bu tarihten sonra Kültür Bakanlığına bağlı Halk Kütüphanesi Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmaktadır. Kütüphanede 12 oda ve 20 bin kitap bulunmaktadır. Ayrıca bir yılda kütüphaneyi 70 bin okuyucu ziyaret etmettedir.Aynı anda 350 okuyucuya hizmet verebilen kütüphane2002 yılında iç avludaki sütun araları ahşapla birleştirilerek restore edilmiştir. |
MEDRESELER |
ABDÜLKERİM AĞA MEDRESESİ
17. Yüzyılda Abdülkerim Ağa tarafından yaptırılan medrese depremde yıkılmıştır.Abdülkeril Ağa Medresesi, öğrencilerin öğrenim gördüğü ve kaldığı 20 odadan ibarettir.
SÜLEYMAN AĞA MEDRESESİ
1730 Yılında Bostancıbaşı Köprülü El-Hac Süleyman Ağa tarafından Taceddin Paşa Camisi'nin avlusuna yapılan medrese 1943 depreminde tamamen yıkılmıştır. Medrese'de 24 oda bu lunmaktadır.Bu odaların bir kısmında öğrenciler ders yaparken bir kısmında da kalmışlardır. Öğrenim yapılan sınıf-
larda öğrenciler beşer kişilik sıralarda otururlardı.Medreseler yatılı öğretim yapıyorlardı. Sınıf mevcutları yıllara göre artış gösterdiğinden öğrenim, müderrislerin nezaretinde camilerde devam ederdi.Zaten Medreselerin yakınnın da camii mutlaka bulunurdu.
RAHMANİYE MEDRESESİ
1805 Yılında Es Seyyid Osman Efendi, Uzun sokak' ta yaptırmış ancak daha sonra depremden yıkılmıştır. 6 odası bulunmaktadır.
TAŞHAN
Ortacami Mahallesi 100.Yıl caddesi üzerindedir.Eserin Geç Osmanlı döneminde yapıldığı bilinmektedir. İki katlı olarak inşa edilen Taşhan'da dolgu olarak taş malzeme kullanılmıştır.Üç kapısı mevcuttur.Kapılardan biri kullanılmamaktadır.Üzeri ahşap ve kiremitle örtülmüştür.Alt ve üst kattaki odaları depo olarak kullanılmaktadır.Ayrıca kare şeklindeki avluda ve boşluklarda ,Haftanın belirli günlerinde canlı hayvan pazarı kurularak ticaret yapılmaktadır.
MUSTAFA EFENDİ HANI
1797 tarihinde Müftü Es Seyyid Mustafa Efendi tarafından Gani-Zade mahallesinde yaptırılmıştır.Ancak daha sonraki dönemlerde yıkılmıştır. |
HAMAMLAR |
ÇİFTE HAMAM
Ganioğlu Mahallesi'nde Hacıköy caddesi üzerindedir. 1660 yılında Köprülü Mehmet Paşa'nın eşi Ayşe Hanım tarafından vakfedildiği bilinmektedir. Bedestenin ( Arastanın ) güney duvarına bitişiktir kare mekana ayrılmıştır.Sıcaklık ise ortada kubbeyle örtülü kare mekan ile haç planlı dört eyvandan oluşmaktadır.Kare mekan'ın ortasında sekizgen göbek taşı, eyvanların arasındaki halvet odacıklarda ikişer
kurna vardır.Hamamların ikiside birbirine benzemektedir.Günümüzde bir tarafı erkek,bir tarafı kadın hamamı olarak hamamı olarak kullanılmaktadar.İkisinin de girişleri ayrı, birbirine ters orantılıdır.
ŞİFA HAMAMI
Mehmet Paşa Mahallesindedir.Mehmet Paşa tarafından ailesi için özel olarak yaptırıldığı rivayet edilmektedir.Ahşap dikdörtgen soyunmalık sonradan eklenmiştir. Şadırvanlı, kubbeli soğukluğun kuzeyinde, tuvalet ve usturalık yan yanadır. İki halvetli kare planlı sıcaklığın duvarları dikdörtgen nişlidir. Sıcaklığın doğusunda beşik tonozlu küçük bir mekan, batısında başka bir halvet odacığı vardır.Halen çalışır durumdadır.
KALE HAMAMI
Mehmet Paşa Mahallesinde olup, Kale Camiine bitişiktir.1659 Yılında Köprülü Mehmet Paşa'nın eşi Ayşe hanım tarafından yaptırılmıştır.Moloz taş kullanılarak yapılmıştır. Soyonmalık bölümündeki kubbe dikkati celbetmektedir. Kesmetaş ve tuğladan örülmüş kasnağın üstündeki kubbe, ters dizilmiş ve harçla dondurul-muş kiremitlerle örtülüdür. Sivri kemerli kapıdan ortasında sekizgen şadırvanı bulunan soyunmalığa girilir. Soyunmalığı çeviren setlerin önünde ayakkabıların konulduğu nişler vardır.Soyunmalığın girişi beşik tonozlu, diğer bölüm ise kubbe ile örtülüdür.Sıcaklık, ortada kubbeli kare mekan ile haç planlı eyvanlardan oluşur. Eyvanlar arasındaki halvet odacıkları kubbelidir.Günümüzde halen genellikle sağlıklı bir şekilde kadın hamamı olarak kullanılmaktadır.
YUSUF AĞA HAMAMI
1602 İsyanlarından sonra yıkılıp yanan Vezirköprü'nün yeniden imarı esnasında Vezirköprü ayanından Yusuf Ağa tarafından yaptırılmıştır.Daha sonraki dönemlerde ise hamam yıkılmış ve restore edilememiştır.
TACEDDİN PAŞA HAMAMI
1491-1495 'te Taceddin Paşa tarafından yaptırılmış, ancak daha sonraki yıllarda ykılmış ve restore edilememiştir.
KURŞUNLU TACEDDİN PAŞA ÇEŞMESİ
Çanaklı Mahallesi Taceddin sokağında bulunmaktadır.Kurşunlu cami'nin avlu duvarına bitişiktir.Geç Osmanlı döneminde yapıldığı bilinmektedir.
NAMAZGAH ÇEŞMESİ
Taşkale Mahallesi, Havza Caddesi üzerinde, Namazgah camisi'nin bitişiğindedir. Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.Halen kullanılır vaziyettedir.
GANİOĞLU ÇEŞMESİ
Mahmet Paşa Mahallesi, Hacıköy Caddesi üzerindedir. Geç Osmanlı döneminde yapıldığı bilinmektedir. Günümüzde kullanılmamaktadır.
SULTAN PINARI ÇEŞMESİ
Amasya Valisi Şehzade Sultan Ahmet tarafından sarayın yakınına yaptırılmıştır.Gayet süslü olup bulunduğu mahalleye Sultan pınarı adı verilmiştir. |
 |
örtülü muazzam bir yapıdır. Kubbeler duvarlara bitişik tuğla kemerlere oturtulmuştur.Kemer pandantif ve kubbeler düzgün tuğla örgüsüyle güzel bir görünüm arzetmektedir.Ana kubbeyi taşıyan tuğla kemerin ortada dayandığı bölümde içeri girinti yapan kare mekan küçük kubbeyle örtülüdür.Dışarıdan ana kubbeler arasında görülen bu bölüm dua kubbesidir.yuvarlak kubbeli kapılarla girilen arastanın kuzeyinde tonozlu dükkanlar yer alır.Bedestene bakan yüzdeki dükkanlar yer kazanmak amacıyla üçgen biçiminde yapılmıştır. İç Bedesten olarak adlandırılan Kervansarayın ülkemizde tek sütun üzerine 4 kubbeli tek kervansaray olduğu iddia edilmektedir. Sütun içerisinde gizli bir oda bulunmaktadır. |
 |
olduğu gibi bir hayli tahribata uğramıştır. Köprü ayağı kalın paye şeklinde olup,alt kısmında dikdörtgen şeklinde beş adet dalğakıranı mevcuttur. Köprünün pençere görünümlü beş küçük kemerlerinin başlanğıcına kadar olan kısmı yer yer Roma ve Bizans dönemine ait mezar stelleri ve mimari parçaları,yer yer kesme taş, yer yer de düzensiz taşlardan oluşan moloz taş örgü sistemindedir.Kemer başlangıçlarından itibaren 13-14. yy.da sıkca görülen ve Bizans dönemi mimarisinde de rastlanan üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan oluşan sağlam bir örgü sistemi görülmektedir. Üç sıra tuğla, bir sıra taş örgü sistemi ana kemer gözlerinde de tuğlaların dikine yerleştirilmesi şekliyle tekrarlanmıştır. Tuğla hatıllı moloz taş örgü sistemi yöredeki mahalli doku-dan kaynaklanabileceği de görülmektedir. Küçük kemerlerde ise tamamen tuğla malzeme kullanılmıştır. Köprüdeki mimari tarz ve örgü sistemi incelendiğinde 13-14. yüzyılda yapılmış olabileceği izlenimini vermektedir. Ancak aynı yerde başka bir köprü kalıntısı olduğundan da bahsedilmektedir. Köprüye 1 km. mesafede antik bir Köprü kalıntısı mevcuttur.Antik köprünün tahrip olması sonucu, bugünkü köprünün 13. yüzyılda yapıldığı ve çeşitli onarımlarla bu güne kadar ulaştığı akla daha yatkındır. Kurt Köprüye 1 km. mesafedeki antik köprü kalıntılarından "Yurdumuz
Havza" isimli eserinde Zübeyir Zade Fuat Efendi de bahsetmektedir. |
 |
HEYKELLER VE ANIT AĞAÇLAR
|
ATATÜRK ANITI
05.01.1981 Yılnda Zamanın İlçe Kaymakamı Haydar Keskin tarafından temeli atılan Atatüark anıtı, aynı yılın haziran ayının ilk haftasında tertip edilen bir törenle açılmıştır.Anıt net 2 m.60 cm. yükseklikte olup, orman Yüksek Mühendisi İsmail SEVCAN tarafından projesi yapılan kaideye oturtulmuştur.Anıtı Heykeltıraş Rahmi Ertemiz yapmıştır. Prinç dökümü İstanbul'da Mehmet Tevfik Koç tarafından yapılmış,Atatürk'ün Asker kişiliğine uygun özel bir boya ile haki renge boyanmıştır. Anıtın çevre düzenlemesi 5.5 ayda tamamlanmıştır.
KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA ANITI
3.6.1958 yılında Vezirköprü halkının yardımlarıyla yaptırılan Köprülü Mehmet Paşa'nın Anıtı şu anda İlçemizin Belediye Parkı içinde dikili bulunmaktadır.
ÇINAR AĞACI
Orta Cami Mahallesinde Polis Karakolunun önünde yer alan Adnan Menderes Parkının kenarında bulunmaktadır.
Geleneklerimiz -Doğumla İlgili Batıl İnançlar
Kırkı çıkmayan bebeğin öllüğü saklanır, şayet kırkı çıkmayan
bebeğin öllüğünü başka bir kırkı çıkmamış bebeğin lohusa annesi
çalarsa ve evinin bacasının arkasına sıvarsa veya bu toprağı yakarsa
veya bu toprakla bebeğini yıkarsa öllüğü çalınan bebeğin kuruyarak
öleceğine inanılır.
Yeni doğmuş bebeklerine kırk basmaması için iki lohusa kadın
birbirlerinden iğne değşirler.böylece bebeklerinin kırk basması
olmayacağına inanırlar.
Bebek doğunca ya babasına yada ailesinin en büyüğüne
müjdelenerek bahşiş alınır.
Bebek doğunca ebesi yada ailenin en yaşlı ve saygın kadını
tarafından bir isim takılır. Bu isme göbek adı denir. Daha sonra
ailece ayrı bir isim verilir. Bu isim verilirken bebeğin sağ kulağına
ezan, sol kulağına kamet okunur.
Bebeğin ve annenin kırkı çıkmadan adetli kadınların, yeni
doğum yapmış kadınların, genç kızların ve bazı köylerimizde ise
erkeklerin görmelerine izin verilmez.
Bebek görmeğe gidenler bebeğin annesinin yemesi için süt,
çorba v.b. gibi yiyecekler ve beraberinde bebeğin biraz büyüdüğünde
giyebileceği tarzda giyecekler götürürler. Ziyaretcilere de evde çeşitli
ikramlarda bulunulur.
Bebek bir yaşına gelinceye kadar her hangi bir yere annesiyle
veya ailesinden her hangi birisiyle gece götürülürse kundağına veya
koynuna ekmek konur.
-Bebeğin bezleri yıkandıkdan sonra gün batmadan toplanır. Şayet gün
batımına kalırsa bebeğin Aydaş olacağına inanılır.
Aydaş olan bebek ayın net olarak gökyüzünde göründüğü gece
aya doğru üç defa sallanır, sallanırken "Al çocuğu ver çocuğumu"
denir. Şayet çocuk ölürse ayın aldığına, ölmeyip de iyileşirse verdiğine
inanılır.
Bebeği ve anneyi kırklamak için su ısıtılan kazanın içine
kırk taş veya gümüş yüzük atılır. Bu suyla bebek ve lohusa annesi
yıkandığı gibi annenin elinin değdiği evin bütün bölümlerine bu sudan
serpilir.
Sarılık hastalığına yakalanan bebeğe sarılık tasından su içirilir.
Kırkı çıkan anne ve bebeğinin ziyarete gittiği yerlerde, bebeğin eline
yumurta tutturulur ve yüzüne un sürülerek sakalı beyazlayıncaya kadar
uzun ömürlü olması dilenir.
Geleneklerimiz - Sünnet
Peygamber'imizin yaptığı,söylediği, ya da yapmayı, uygulamayı öğütlediği
şeylere uymaya İslam dininde "sünnet" denilmektedir.
Dinimiz de Sünnet geleneğinin köklü oluşunun bir başka gerekcesi de,
Peygam-ber'imizin bir rivayete göre sünnetli doğmuş olduğu inancından
kaynaklanmaktadır. Bu nedenle her erkek Çocuğunun hayatının en önemli
anılarından biri, sünnetinin yapıldığı gündür.
Erkek çocuklar daha ziyade İlçemiz ve Köylerinde üç ile yedi yaşlarında
sünnet edilmektedir. Bir ailede yaşları birbirine yakın birden fazla
erkek çoçuk olduğu zaman ortalama bir yaşta hepsi için merasim
yapılır,Bu arada üç yaşındaki çocuklarda bazen sünnet ettirilmektedir.
Zengin aileler sünnet çağındaki öksüz ve fakir aile çocuklarını da kendi
kerdi çoçukları ile birlikte hayır için sünnet ettirerek, gururlarını
kırmadan onların sünnet masraflarını da karşılamaktadırlar.
Düğün sahibi sünnet merasiminin yapılacağı tarihten en az on gün
öncesinden, yakın akrabaları başta olmak üzere, diğer tanıdıkları ile
birlikte eş, dost ve komşularını, ya kendisi bizzat veya yakın
akrabalarından birini (elçi) tayin ederek,uzak yerlerde olan akraba ve
tanıdıklarına davetiye göndermek suretiyle merasime davet ederler.
Davetiyelerin bir kısmı sünnetin dini yanını;
Ey Muhammet Ümmeti
Hz. Peygamber sünneti
Müslümanların güzel adeti
Zamanımız geldi sünnet olacağız
Hz.Muhammed'e ümmet olacağız
mısralarıyla vurgularken, diğer bir kısım davetiyelerde de çocuğun
babasının (babası yoksa annesi veya dedesinin) ağzından veya sünnet
olacak cocukların ağzından:
Başımıza koyduk bir Fes
Aniden olduk Prens
Korkmuyoruz Sünnetci Amca
Törenimize uygun kes
Bu mutlu günümüze
Gelsin buyursun herkes
Sünnet Sünnet Dedilir
Başımızın etini yediler
Eğer Sünnet olmasan
Sana kız yok dedilir
dörtlükler veya benzeri geleneksel dörtlüklerle sünnete davet eder
mahiyet taşır.
Vezirköprü merkezinde ve bazı köylerinde Düğün sahibi sünnet olacak
çocuğun yatak ve yorganını önceden diktirerek hazırlar.daha sonra sünnet
elbisesi , ayakkabısı, v.b.eşyaları alınır.Sünnetin yapılacağı oda ile
çocuğun yatacağı oda hazırlanır.Çocuğun yatacağı odaya önceden
diktirilip hazırlanan yatak ve yorganı getirilip yerleştirilerek oda
süslenir.
Bu arada yemek hazırlıklarına başlanır. Yemek düğün sahibinin maddi
durumuyla orantılıdır. Maddi durumu iyi olanlar kurban keserek etli sulu
(mevsimine göre patetes, kuru fasülye, nohut, patlican v.b.) yemeğin
yanı sıra pirinç veya bulgur pilavı , makarna ve tatlı gibi yiyecekler
ikramda bulunulur. Ancak Günümüzde artık işin pratiği düşünülerek
genellikle Vezirköprü merkezinde ve bazı köylerimizde döner,pirinç
pilavı,ayran ve tatlı gibi yiyecekler ikram edilen yiyecekler arasında
yer almaya başlamıştır.
Maddi durumu iyi olmayanlar ise mevlit esnasında sadece şeker veya
şerbet ikram etmekle yetinirler.
Sünnet düğünü yaz aylarında ve genellikle Vezirköprü ve köylerinde
önceden perşembe günleri davul ve zurnanın (bazen zurna yerini klarnete
bırakır.) köye getirilip çalınmasıyla başlardı.Uzak yerlerden yatılı
olarak gelen misafirler köylüler tarafından evin oda sayısının durumuna
göre paylaşılarak misafir edilirler.Sünneti yapacak kişinin işin
ehli,özellikle diblomalı olmasına dikkat edilir ve bu kişi hoca ili
birlikte sünnetin yapılacağı gün davet edilir.
Genellikle ilçe merkezimizin yanısıra diğer bazı köylerimizde sünnet
edilecek çocuk ve arkadaşlarının yanısıra çocuğun, süslenen arabalara
bindirilerek gezdirilir.Artık tüm hazırlıklar tamamlanmış sünnetin
yapılacağı an gelmiştir.Bir taraftan eğlence devam ederken, diğer yandan
da çocuğun sünnet edileceği oda sünnet olacak çocuğun ailesi tarafından
hazırlanır.Bu arada çocuğun iç çamaşırları yakınları tarafından
çıkartılarak sünnet entarisi çocuğa giydirilir.
Sünnet elbisesini giyen çocuk yakın akrabaları (babası, Amcası, dayısı
v.b.) ve diğer misafirler tarafından cesaret verici sözler söylenerek
Hocayla birlikte odaya alınır.Vezirköprü ve Köylerinde kirve olma adeti
olmadığı için çocuk genellikle amcası ve dayısı tarafından tutulur.
Bir taraftan Hoca ve odadaki çocuğun yakınları aynı zamanda odaya yakın
olan misafirlir tekbir getirirken, sünnetçi de sünnet işini tamamlar.
Sünnetçi tarafından kesilen sünnet derisi düğün sahibine verilir.Düğün
sahibi sünnet derisini evin bahçesinde temiz bir yere çukur kazarak
toprağa gömer. Sünnet işlemi tamamlanır tamamlanmaz çocuğun yakın
akrabaları ve davetliler, çocuğa çeşitli hediyeler (para, altın, oyuncak
v.b.gibi) verildikten sonra, Şayet sünnet düğünü mevlitli ise müzik
kesilerek evin başka bir oda-sında mevlit okunmaya başlanır.Mevlit
meresiminden sonra da bütün davetlilere ve misafirlere yemek ikram
edilir.
İlçemizin bazı köylerinde yukarıdaki örf ve adetlerimize ilave olarak
yağlı güreşler de tertip edilir.
YAYLA KÜLTÜRÜ
İlçemizin bazı köylerinde halen devam etmekte olan "yayla kültürü"
konusundaki uygulamaları başlıklar halinde vermek istiyoruz.İlçemiz'in
bazı köylerinde yaylaya baharla birlikte çıkılmakta, güzün
dönülmektedir.
YAYLAYA GÖÇ NEDENLERİ
Yaylaya çıkan köylerimizden edinilen bilgiye göre; Yaylaya göç, Köylerde
hayvancılığın gereği olan yeterli miktarda otlak ve meranın olmaması,
Hayvanların ekili alanlara zarar vermesinin önlenmesi ve hayvancılık
için yaylaların daha rahat ve elverişli bir ortama sahip olmasından
dolayı yaylalara göç edilmektedir.
YAYLAYA GÖÇ HAZIRLIKLARI
Yaylala çıkan köylerde, yaylaya çıkma hazırlıkları 15 gün öncesinden
başlar.Bir hafta öncesinde ise. Yaylaya göç edecek hanelerden birer kişi
yayla evlerinin tamiri için yaylaya gider. Yayla evleri ve hayvanların
ağıllar tamir edilir.Bunun dışında yaylada ihtiyaç duyulacak
malzemeler,yiyecekler, içecekler, yatak, yorgan gibi eşyalar ve diğer
gerekli eşyalar hazırlanır, eksikler görülür.
YAYLAYA GÖÇ TÖRENLERİ
Yaylaya göç'te bir takım tören ve uygulamaların geçmişte yapıldığı
sanılmakta, ancak günümüzde İlçemizin yaylaya çıkan köylarinde bu tip
tören ve uygulamalara rastlanılmamaktadır.
YAYLAYA GÖÇ TÜRKÜLERİ
İlçemizin yaylaya çıkan köylerinde, özellikle yaylaya göç sırasında
söylenen türküler yoktur.Ancak genellikle bütün çocukların havalı olduğu
bilinen türküleri çalıp söyledikleri görülmektedir.
YAYLALARDA YAPILAN ŞENLİKLER, EĞLENCELER
Yaylalarda şenlik olarak çok özel bir şey yapılmamakla beraber,
İlçemizin Susuz Köyü yaylasında, yaylaya çıkıldığı gün boğa güreşleri
tertip edilir. Aynı gün yaylada yenilir içilir, " Çıngırşak" oyunu genç
erkek ve kızlarca oynanır.Yine İlçemiz Boruk Köyü yaylasında ise daha
değişik şenlikler ve eğlenceler tertip edilmektedir.
YAYLALARDA KONAKLAMA YERLERİ
Yaylalarda konaklama yerleri genellekle iki tip olup, çadır ve kelik
şeklindedir. Çadırın bir metre yüksekli ğinde sade taştan harçsız örülü
duvarı ve üzerinde çadırı tutabilecek ağaçlardan çatısı vardır.Çadırın
yerine naylonda kullanılmaktadır.İçerisi derinlemesine yaklaşık otuz
sentim kazılarak rahat hareket etme imkanı sağlanır.Ayrıca içerisinde
buzağıların kalabileceği bölme de bulunur.Kelik ise, Duvarları sade
harçsız taştan örülü baraka usulü üzeri çatılı ve kiremit , çadır veya
naylonla kaplıdır.her hangi bir mimari özelliği yoktur.İçerisinde küçük
buzağıların kalabileceği bölmeler vardır.Çadıra göre daha geniş ve daha
yüksektir.Dolayısıyla sıcak havalarda çadıra göre daha serin,
soğu havalarda ise daha soğuk olur.
YAYLALARDA GELENEK VE GÖRENEKLER
İlçemiz köylerinin yaylalarındaki gelenek ve görenekleri şu şekilde
sıralayabiliriz;
a-) Yaylada sığır ve manda gibi hayvanlar için tutulan sığırtmaca her
hafta yayık döven yaylacılar tarafından birer kaşık tereyağı verilir.Yağ
toplama işini gelenek olduğu üzere sığırtmaç bizzat kendisi yapar. Bu
gelenek sığırtmacın,daha dikkatli davranarak sığırları kurt ve diğer
yırtıcı hayvanların tehlikesinden koruması için yapılır.
b-) Yaylada genellikle yaşlı kadınlar durduğu için her hafta köyden
yaylaya yayık dövmeye genç kızlar ve gelinler gider.
c-) Yaylaya çıkıldıktan sonra 15-20 gün sonra köy halkının tamamı şenlik
için yaylaya gider.evde sadece ihtiyarlar bırakılır.Yeni elbiseler
giyilir.Yaylada bulunanlara da yeni elbiseler alınır.Bunun yanısıra
yiyecek ihtiyaçlarına takviye götürülür.Bu adete "Dernek" adı verilmekte
ve İlçemizin Boruk Köyünde uygulanmaktadır.
YAYLAYA GÖÇ VE DÖNÜŞ TARİHLERİ
İlçemiz yöresinde Yaylaya genellikle mayıs ayı içerisinde
çıkılır.Köydeki işlerin durumuna göre ve gelişen şartlara göre ağustos
ve en geç eylül ayı içerisinde yayladan inilir.Dönüş hazırlıkları olarak
özellikle koyun ve keçiler daha önceden kırkılır.hayvanlar ve yünleri
derelerde yıkanır.
Eşyalar ve çadırlar toplanarak hayvanlara veya traktörlere yüklenir ve
böylece yayladan inilir.
VEZİRKÖPRÜ'DE YAYLAYA ÇIKAN KÖYLER
İlçemizde otlağı veya geniş merası olmayan köyler genellikle yaylaya
çıkmaktadır.yaylaya çıkan köylerin islerini şu şekilde sıralayabiliriz.
Boruk, Elbeyi, Elaldı, Yeniçelik, Esenköy, Başalan, Kale, Paşaköyü,
Halkahavli, Kabalı, Develan, Meşeli,Arıca, Gömlekhisar, Özyörük,
Kalekızılcaören, Kılıçgüney,Habibfakı, İncesu, Duruçay, Kırma, İnkaya,
Aşağınarlı,
Yağınözü,Yurddağı, Kapaklı, Susuz, Alan, Değirmendere, Darıçay, Belalan,
Kızılkese, Çaltu, Yağcı, Tepeören, Ço- rakdere köyleri yaylaya
çıkmaktadır.
HALK MUTFAĞI
Toplumların yemek çeşitleri mutfaklarında kullandıkları malzemeleriyle
benzerlik ve çeşitlilik gösterirler.Dünyada ilk yemek kitabı Romalılar
zamanında basılmıştır. Türkçe olarak bilinen ilk yemek kitabı ise 1844
yılında Mehmet Kamil tarafından derlenen ve basılan "Melceüt Tababin"
dir.
Vezirköprü'nün beslenme biçiminde Kuru fasülye, Nuhut, Mısır, Üzüm
yaprağı, Buğdaydan üretilen aşlık, yarma-bulgur ağırlık kazanmaktadır.
Vezirköprü mutfağı et, pirinç ve hamurlu yiyeceklerle çeşitlilik
göstermek-tedir. Kaz, tavuk, ördek ve hindi gibi kümes hayvanları
Vezirköprü ve köylerinin geleneksel beslenmesinde önem-li bir yer tutar.
Kaz pilavı, tirit, kaz çevirmesi, tavuk kızartması kümes hayvanlarından
yapılan yemeklerdir. Yumurta en sık kullanılan öğün geçiştirme
yiyeceğidir. Kır otlarından yemek yapma, çeşitli biçimlerde yararlanma
alışkanlığı da yaygındır. Kaldırayak, madımak, pancar, nünük gibi
bitkilerden kavurma, yada çorba yemekleri yapılır.
Vezirköprü merkezinde özellikle pazar günleri pide yapımı alışkanlığı
vardır. Buğday ekmeği yaygın olarak yapılır,Mısır ekmeği buğday ekmeğine
göre yaygın değildir.
YÖRENİN BELLİ BAŞLI YEMEKLERİ
OYMAAĞAÇ KEBABI
Adını verdiği Oymaağaç köyünde yapılan "Oymaağaç kebabı" Mayıs-Kasım
ayları arasında yapılarak hem sıcak hem soğuk olarak yenir. Oğlak
etinden yapılan kebap Vezirköprü'nün en eski damak zevkinden
biridir.Kebap özel yapılmış bacada Kebap odasında yaklaşık 3-4 saat'de
büyük bir özenle çevrilerek pişirilir.Aynı anda 5 oğlağınçevrilerek
pişirilmesi sonucu eriyen yağlar bir kapda toplanır. Kebap odasına gelen
herkes tiridine banarak büyük bir zevke yer. bu kebap asırlardır
geleneksel bir yemek olarak yaşatılır.
MISIR ÇORBASI
Dövülmüş Mısır haşlanır.Üstüne bolca süt katılır.Kinzi, yağ, çok ince
doğranmış soayrı bir kapta kavrulur.Ocaktan indirilen çorbanın üstüne
gezdirilir.Bir başka şekilde de haşlanan mısır yarması yoğurtla
karıştırılarakta yenir.
HALUÇKA
Katı şekilde yuğrulan hamur açılarak ince ince küçük dikdörtgen
pirizması şeklinde kesilerek haşlanır. sudan alınır. Yine bir miktar
hohut haşlanır. Haşlanan hamurun ve fasülyenin bir miktar suyunda hamur
ve nohut pişirilir.Genellikle Vezirköprü ve Köylerimizde kaz kesilip
pişirilirken haluçka çorbası kazın yağlı suyuyla
pişirilir. Küçük parçalara ayrılmış tavuk eti veya kaz eti içine atılır.
Baharat, biber ,salça ayrı bir kapta kavrulur üzeri-ne ilave edilerek
haluçka çorbası servise hazır hale getirilir. Zaman zaman acuk veya
kiren ekşise haluçka çorbasına ilave edilerekte servis yapılabilir.
BAKLALI YAPRAK DOLMASI
Malzemeler: 200 gr. et. 300 gr. bakla. 1 çay bardağı buğday yarması, 1
çay bardağı sıvı yağ, 2 orta boy soğan, bir çorba kaşığı nane. 1 tatlı
kaşığı tuz, 1.5 su bardağı su, 1 demet may-donoz, limon, yarım kilo üzüm
yaprağı.
Yapılışı : Yarım saat sıcak suda bekletilip kabukları soyulmuş olan
baklalar ince ince doğranır. bir kaba konur. sırayla ince ince doğranmış
et , buğday yarması , yağı rendelenmiş soğanlar, nane, reyhan biberleri,
tuzu ince kıyılmış maydonozu hepsi karıştırılır. 1.5 su bardağı suyla
salça sulandırılır. içine karıştırılır.Bunların hepsi çiğ olarak
yapılır.Birbirine karıştırılan malzemeler yapraklara sarılarak bir
tencereye konur. bir saat pişirilerek servis yapılır.
LAHANA SARMA
Malzemeler : 1 kase pirinç , 1 kase bulgur , 3 orta baş soğan,
karabiber, pul biber, nane, maydonoz ve lahana yaprak.
Yapılışı : Soğanı doğrayıp zeytinyağında pempeleşinceye kadar kavrulur.
Ardından bir kaşık salça ile tekrar kavrulur.Daha sonra pirinç konulur
bir dakika kaynatılır, ardından bulgur konur 1 çay bardağı su ilave
edilir. Tencerenin kapağı kapatılır. Daha sonra üzerine nane, karabiber,
kırmızı pul biber, maydanoz ve tuz ilave edilir. Ocağın altı kısık
ayarda pişirilir. Kaynadıktan sonra elde edilen karaşımdan kaşıkla az az
olmak üzere yaprağa teker teker sarılır.Tencereye dizilir. Kısık ateşte
pişirilir.Pişmesine az kala zeytinyağı ilave edilir.Tam suyunu çekmeden
ocağın altı kapatılır. Soğuk veya ılık olarak servis yapılır.
KAZ PİLAVI
Tüyleri yolunup iyice temizlenen kaz yeteri kadar büyüklükte bir kazanda
üzerini su ilave edilerek pişirilir.Pişen kaz kazandan alınarak bir
tepsiye kızartılmak üzere konur.Kazanda kalan kazın suyuna bulgur
salınarak pişirilir.Pişen pilavın kabarması ve kendine gelmesi için
ateşten alınarak ağzı kapatılır ve bir havluya sarılır.
Şayet kaz asılarak pişirilmişse tavada biriken kazın yağı, kaz iyice
kızarıp asıldığı bacadan alındıktan sonra mevcut ateşte iyice yakılır ve
normal su içerisine bulgur salınarak pişirilmiş olan bulgur pilavının
üzerine yavaş yavaş dökülür.Yanmış yağ pilav üzerine döküldükten sonra
pilav tellenir, böylece yağın iyice pilava karışması sağlanır
ve servise hazır hale getirilir.
KAZ ASMASI
Tüyleri yolunup iyice temizlenen kaz ocaklığı bulunan bir odanın
bacasına,ocaklıkta ateş yakıldıktan sonra asılır.Yanan ateşe belli bir
mesafede asılı bulunan kaz bir kişi tarafından oklava veya benzeri bir
şeyle yavaş yavaş çevrilir.Bu işlem yaklaşık iki saat sürer.Bu süre
içerisinde kaz mükemmel bir şekilde kızarır ve eri-yen yağı altına konan
tavada birikir.Kaz asılı bulunduğu bacadan alınır ve hazır bulunanların
ortasında doğranır.Biriken yağla bulgur pilavı pişirilir ve böylece
servise hazır hale getirilir.
VEZİRKÖPRÜ'DE KATIKLA YAPILAN YİYECEKLER
Daha önceki yıllarda Vezirköprü ve Köylerinde araştırma yapan, kendisi
de Vezirköprülü olan araştırmacı Hayrettin İVGİN' in bu konulardaki
yaptığı çalışmalar Türk Folkloru Dergisinde ve Size Dergisinde
yayınlanmıştır. Vezirköprü'de katıkla yapılan yiyecekler hususundaki
çalışma aşağıya çıkarılmıştır.
Herkesin süzme yoğurt dediğine Vezirköprü'de "KATIK" adı verilir.
Katıkla yapılan yiyecekler, Vezirköprü ve çevresine özgü bir nitelik
taşır.
KATIK BÖREĞİ
Buğday yarması akşamdan ısıtılır ve yaklaşık 12 saat suda kalır. Su
yarma hizası kadar konur.Yarma suda şişer.Eğer şişen yarmanın üzerinde
su birikirse bu süzülerek atılır. Katığa bu yarma ile birlikte bolca
kıyılmış dorak ve maydanoz da katılır.İyice karıştırılır.İçine yeterince
tuz ve zeytinyağı da katılır. Hazırlanan bu karışım, tereyağı ile iyice
yağlanmış tepsiye 1,5 - 2 cm. kalınlığıhda dökülür.Odunla ısınan fırına
ya da
elektrikli fırına verilir. Üstü kızarırsa fırından çıkarılır ve tepsi
boşaltılır. Ters çevrilerek tepsiye konur ve yeniden fırına verilir. Bu
tarafı da kızarırsa fırından çıkarılır ve tereyağı ile yağlanır.Dilim
dilim ve dört köşe kesilir.Bunlara sam-sa adı verilir.Samsalar bir
kenarı 10 cm. olan eşkenar dörtgen biçiminde dilimlerdir. Bir başka
tepsi yada tabağa konup servis yapılır. Samsalar servis yapılmadan önce
kendi buğusu ile yumuşasın diye üstüne bir kapak örtülür. Yaklaşık 10 -
15 dakika kapak böreğin üstünde durur. Eğer böyle yapılmazsa samsalar
sert olur 6 kişilik börek için, yaklaşık 750 gr. yarma, 850 gr. katık,
bir demet dorak, bir demet maydanoz, bir çay bardağı zeytinyağı gerekli-dir.
Bu karışım yaklaşık l m. çapında tepsiye dökülür. atık böreği fırına
bakraçla götürülür. Fırına girerken karı-şım tepsiye boşaltılır. Börek
yaklaşık bir saatte pişer.
Bu börek daha çok bahar ve yaz aylarında yapılır. Kimi zaman kurutulmuş
dorak da kullanılır.Börek Vezirköprü ' de daha çok çay ile birlikte
yenir.
MEMECİK
Katık, tuz ilave edilip çok az su katılarak un ile birlikte iyice
yoğrulur. Yufka gibi açılır. Bunun zuvalası ufak olur.Saç üzerinde yufka
gibi pişirilir. Kabarınca saçdan alınır. Bütün zuvalaların pişiriylesi
bitince, eritilmiş tereyağı ile yağlanıp servis yapılır
KATIKLI EKMEK
Un ile su normal tuz atılarak iyice yoğrulur.Kabarması beklenmez
.Zuvalası ufak olur.Yufka gibi açılır. Haçe saçda haşlanır, hemen
indirilir. Bu ufak yufkanın yarısına katık ile maydonozdan oluşmuş
karışım dökülür.
Yufkanın öbür kanadı ile örtülür. Kızgın sacda arkası ve önü
pişirilir.Hepsi bitince eretilmiş tereyağı ile yağlanır. Gerek memecik
ve gerekse katıklı ekmek, çayla yada karpuz, üzüm, kavun gibi
yiyeceklerle birlikte yenir.
KATIK SÜNDÜRMESİ
Katık kıyılmış maydonozla karıştırılır. Zeytinyağı veya tereyağı ile
tavada sündürülür. Sündürülen bu yiyecek sabah kahvaltısında çayla
birlikte sıcak sıcak yenir.
Vezirköprüye özgü 300 çeşit yemek derlenmiştir.
|
|
|
|
|