Vezirköprü evleri, yüzyıllar boyunca yerli ve yabancı gezginlerin ilgisini çekmiştir. Kendine özgü kargir karkas yapısıyla içlerindeki ahşap ve kireç kalıplama işçiliği Vezirköprülülerin ve yapan ustaların ince zevkini yansıtır.
Köprülü Mehmet Paşa ve diğer Köprülüler sayesinde İstanbul’un saray geleneğini yanı sıra mimari yapısı da Vezirköprü’ye taşındı. Zenginler, evlerinin sarayvari yaptırıp içini de aynı şekilde tefriş ettiler. 2011 Yılında başlatılan sokak sağlıklaştırma projesi 4 etaptan oluşmaktadır. 1. Etap; 1116 sokak ve Çukurçeşme mevkii, 2.etap; 1120, 1122 sokak ve Tacettin Paşa Caddesi, 3.etap; Kulebaşı, 4.Etap 823 sokak. Toplam 126 evde yapılan sağlıklaştırma çalışmaları, sokağa bakı veren cephelerin alt yapı, elektrik ve telefon hatlarının yer altına alınmasını da sağlanmıştır. Tarihi dokunun gelecek kuşaklara aktarılması için faydalı olan bu proje; ilçe tarihinin yaşatılması, korunması ve tarihi eserlerin turizme kazandırılması ile Vezirköprü evlerini Karadeniz Bölgesinde ikinci bir Safranbolu haline getirmiştir.
İlçemiz merkezinde, Orta Camii Mahallesi’nde, Orta Camii’nin 30 m kadar kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Yapıya ait inşa kitabesi yoktur. İnşası konusunda bir belgeye de rastlanmamıştır. Yöreyle ilgili yayınların pek azında sözü edilen yapının, geç Osmanlı devrine ait olabileceğine işaret edilmekle birlikte, herhangi bir belge gösterilmemektedir. Yapının malzeme ve teknik özellikleri, birkaç asırdan daha eskiye gidemeyeceğine işaret etmektedir. Vezirköprü’nün Köprülüler zamanından sonra hızla büyümesiyle birlikte artan ticari kapasiteye binaen, yapının 17. yüzyılın sonlarıyla 19. y.y.arasında yaptırılmış olabileceğini kabul edebiliriz. Hayli bakımsız durumda iken yapı 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından esaslı bir restorasyonla ihya edilmiştir. Restorasyonda hanın güney duvarına bitişen muhdes dükkânlar kaldırılmış, bu yönde sonradan açılan ve kapı olarak kullanılan açıklık kapatılmış, her iki katta yıkılan veya eriyen kâgir duvar ve ahşap kiriş direk gibi unsurlar yenilenmiş, avlu ortasındaki yıkılmış ancak izi belli olan sekizgen şadırvanın yeni bir benzeri yapılmış, alt ve üst kat odalara birer ocak ve dolap nişi konulmuştur. Bunlar batıda onarım öncesi yıkık vaziyette bulunan ocaklar ve dolap nişlerine benzetilerek yapılmıştır. Yapının çatı kaplaması yeni kiremitlerle değiştirilmiş, hemen tüm yüzeyler elden geçirilirken hücreleri ayıran duvar dolgularında yeni kör tuğlalar kullanılmıştır. 1943 depreminde, hanın kuzey duvarının büyük ölçüde yıkıldığı ve bu tarihten sonra ikinci kat hizasının aslı taş iken, hımışla yenilendiği tespit edilmiştir. Belirtilen yıllarda zemin kattaki hücrelerin birçoğu depo veya ahır, avlu park yeri, üst kattaki birimler, dükkân veya büro olarak kullanılmaktaydı. Bugün yapı çeşitli etkinliklerin de düzenlendiği otel olarak hizmet vermektedir. Gerekli hallerde eskiyen ahşap aksam aslına benzetilerek yenilenmiş, dokunulmayan kesimler ise ahşap yüzey temizleyicilerle elden geçirilerek gayet güzel ve orijinale yakın bir görünüm elde edilmiştir.
Han, dıştan 33 x 39 m ölçüsünde, hafif yamuk bir dikdörtgen şeklinde olup, ortadaki avlunun çevresinde sıralanan iki katlı hücre ve revaklar ile kuzeyde bir develikten oluşmaktadır. Küçük bir avludan ibaret develik, geniş ve basit bir açıklık vasıtasıyla hanla irtibatlı iken son restorasyonda yukarıda da değindiğimiz gibi bu kesim bir tür depo ve hizmet alanı olarak konumlandırılarak ana bünyeden kısmen koparılmıştır.
Yapının dış duvarları kâgir, diğer kesimlerindeki duvarları hımıştır. Hanı çeviren kâgir duvarlarda, yer yer devşirme blok taşların seçildiği moloz taş örgü görülmektedir. Kapı çevreliklerinde kesme taş, kirpi saçakta ve hücrelerdeki ocak çevreliklerinde tuğla kullanılmıştır. Hanın üst örtüsü, her iki katta da düz tavan olup, ikinci katta, tavanın üstünde, kırma çatı görülmektedir. Alaturka kiremitle kaplı iken son restorasyonda yenilenen çatının saçakları, hafifçe taşırılmıştır.
Hanın penceresiz kâgir dış duvarlarının görünümü oldukça sadedir. Batıya açılan kapı düzgün kesme taş çevrelikli, sivri kemerli, diğerlerine nispetle daha dar bir açıklıktan ibarettir. Dövme demir çivilerle yan yana çakılarak yapılan kapı kanatları, epey eskiye delalet etmekle birlikte, ilk yapıdan kalıp kalmadığı belli değildir. Sokak seviyesinin 0.40 m kadar yükselmesiyle, biraz basık görünen kapının, kemer kilit taşında basit bir rozet kabartılmıştır. Kapı çevreliğinin alt kesiminde, iki yanda büyükçe beyaz blok kesme taşlar kullanılmıştır. Açıklığın üstünde, sağlı sollu iki taş konsol ve kapı kemerinin iki yanındaki deliklere yerleştirilen eliböğründelerle taşınan basit kapı sundurması, yakınlarda elden geçirilmiş gibi görünmektedir.
2006 restorasyonundan önce hanın alt katında girişin bulunduğu güney kesimde, kapının sağında dört, solunda bir olmak üzere, dört bölme (depo), üst katta kapının sağında iki, solunda bir olmak üzere üç dükkân yer almaktaydı. Güneyde caddeye bakan dış yüzde ise tek kat halinde, doğu kolda üç, batıda dört dükkân, doğuda alt katta beş bölme (depo), üstte yedi dükkân, batıda kapıya kadar olan güney kolda, alt katta, üç bölme (depo), üstte üç dükkân, kuzey kolda altta üç bölme (ahır) bulunmaktaydı. Bu kesimin ve kuzey holün üst katında, bölme duvarları yıkık olduğundan bu kesimler uzun bir revak-hol görünümünde idi. Kuzey yönde alt katta, beş bölme (depo ve ahır) bulunmaktaydı. Alt kattaki çeşitli birimlerin büyük çoğunluğu, ahır olarak kullanılmakta idi. Orijinalde yapının alt katının ahır, üst katının ise tüccarların ikametine mahsus odalar olarak kullanılmış olabileceği akla yakın gelmektedir. Ancak alt katta ahırların haricinde, diğer bazı birimlerin dükkân, depo veya tamir atölyesi (nalbant vb.) olabileceği beklenir. Asli halde hanın alt katındaki birimleri dükkân ve servis birimleri (nalbant vb.), üst kattakiler ise tüccarların ikametine mahsus hücreler olduğu anlaşılmaktadır. Bu düzen şehir hanlarının genel şemasına uymaktadır. 2006 restorasyonda yapıya yeni işlev verilirken bu düzenin bozulmaması esas alınmıştır. Şimdilerde alt kat restoran, idari, hizmet birimleri ve dükkânlar, üst kat ikamete mahsus otel odaları olarak şekillenmiştir.
Ortadaki avluyu her iki katta ahşap direklerle taşınan revaklar ve bunların gerisinde kalan hücreler çevrelemektedir. Son restorasyondan önce hanın oda ve revak düzeni epey bozuk bir haldeydi. Alt katta revakların birçoğu avluya bakan yüzlerine çekilen muhdes duvarlarla kapatılmış halde idi. Kimi yerlere sonradan ara duvarlar çekilerek hücreler bölünmüştü. Restorasyonda bu muhdes unsurlar kaldırılmıştır. Karşılıklı ve altlı üstlü bakılınca, hücre boyutları ve ocak ve dolap nişi gibi iç müştemilatı bakımından hücrelerde birbirinden farklı bir düzen görülmekle birlikte genel bir simetriden söz edilebilir. Zamanla yapılan müdahaleler muhtemelen daha simetrik olması gereken hücre düzenini olumsuz etkilemiştir.
2014 yılında çıkan bir yangında bir kısmı zarar gören Taşhan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından esaslı bir restorasyonla tekrar ilçemize kazandırılmıştır.
İlçemiz sınırları içerisinde yer alan Kunduz Dağı şehir merkezinden 51 km uzaklıktadır. Asfalt bir yol ile ulaşım sağlanmaktadır. Vezirköprü, karayolu ile Samsun’a 115 km., Havza’ya 20 km., Merzifon’a, 40 km., Durağan’a 60 km. ve Amasya’ya 61 km. uzaklıktadır. Yeşil örtüsü ile benzersiz bitki örtüsü ile benzerlerinden ayrılır. Ortasından geçen akarsu ile ziyaretçilerine huzur verir. Keltepe olarak adlandırdığımız bölüm en yüksek yerlerinden birisidir. Diğer tarafta Sarıçiçek yaylası ise diğer yüksek tepelerinden biridir.
Kunduz Dağı ile Vezirköprü arasında; havza tabanı, platoluk alanlar ve dağlık alanlar olmak üzere üç morfolojik ünite ayırt edilebilmektedir. Doğu-batı uzanımlı olan dağın turizm amaçlı yararlanılan kesiminin ortalama yükseltisi 1100-1500 m. ‘ler arasındadır. Kunduz Dağı’nın en yüksek yeri 1791 m. ile Keltepe’dir.
Yaz aylarında yayla turizmine de ev sahipliği yapan Kunduz Ormanlarımızda, her sene çeşitli festivaller yapılmaktadır. Bu saklı cennet gerek çevre iller ve ilçelerden gerekse yurt genelinden gelen misafirlere ev sahipliği yapmaktadır.
Ayrıca yaban hayatının en zarif canlıları olan geyiklerin doğal yapıyla özdeş bir ortamda üretimlerinin sağlandığı ender çiftliklerden biri olan geyik üretme çiftliği Kunduz Ormanlarımızdadır. Çok sayıda geyiği sessiz huzurlu ve doğal ortamlarında izleyebilirsiniz.
Yine 30 hektarlık alan içerisinde içinden Soğuksu deresinin geçtiği kamp alanında kendi çadırınızı kurabileceğiniz gibi sabit çadırlardan da yararlanılabilir. Doğayla bütünleşmiş alçacık damların kiremit yerine çimen kaplı olan yayla evleri karşınıza ansızın çıkabilir.
Neredeyse gölgesiyle bütün parkı kaplıyor. Büyüleyici bir şekilde insan üzerine bakarken başı dönüyor. Herkesin görmesini tavsiye ederim...
Yaklaşık 153 yaşında olduğu tahmin edilen, tarihi birçok olaya tanıklık yapan çınar ağacının boyu 25 metre, çevresi ise 533 cm ile devasa bir büyüklükte. Cinsinin "platanus oriental tree (doğu çınarı )" olarak tescillenen ağacın ilçe kültürü ve tarihi yapısında da önemi büyük.
Vezirköprü deyince akla gelen ilk yapı galiba bu saat kulesi. Tam şehrin merkezinde. Çok iyi korunduğu söylenemez ama yine de çok iyi kalmış bir saat kulesi. Kitabesi de mevcut.
Sultan II.Abdülhamit döneminde, Sivas Valisi Reşit Akif Paşa’nın Sivas Valiliği sırasında Kaymakam Ahmet Reşit Efendi 1904-1906 yıllarında eski bir kuleyi yenilenip, genişleterek yaptırmıştır. Buradaki kulenin Köprülüler zamanında yapıldığı söylenirse de bunu kanıtlayacak bir belgeye de rastlanmamıştır.
Saat Kulesi sekizgen bir kaide üzerinde yuvarlak gövdeli ve şerefeli bir minare görünümündedir. Kulenin kaidesi çokgen bir gövdeli olup, üzerindeki şerefenin dört yüzüne yuvarlak saat kadranları yerleştirilmiştir. Saat kadranlarının bulunduğu petek kısmı sekizgen planlı olup, her cepheye birer pencere açılmıştır. Üzeri de küçük basık bir kubbe ile örtülmüştür.
Kulenin giriş kapısı üzerine 1324 (1906) tarihli bir kitabe yerleştirilmiştir.
Kitabe:
İş bu sa’at kulesi ve....şevketlu
Abdülhamid Han Sani Efendimiz hazretlerinin zamanında inşa edildi
Ve azım....devletlu
Reşit Akif Paşa Hazretlerininin Sivas Vilayeti Valiliğinde
Kaymakam-ı kaza Ahmet Reşit Efendinin
Himem perurusiyle tavsı’an vücuda getirilmiştir
Fi sene 21 Eylül Sene 1322 (1904)
Fi16 Şa’man-el muazzam sene 1324 (1906).