İlçemizin Tekkekıran köyüne 3 km. mesafede olan ve İstavroz çayı üzerinde yer alan Kurt Köprü bir yüksek ayak üzerine iki büyük sivri kemerli gözden oluşmuştur. İki kemer arasında ve yanlarında olmak üzere sivri kemerli pencere şeklinde toplam üç adet kemer bulunmaktadır. Çayın iki yamacına gelen kısım doğal kaya ve toprakla desteklenmiştir. Köprünün geçit kısmı düz olup, diğer yerlerinde olduğu gibi bir hayli tahrifata uğramıştır. Köprü ayağı kalın paye şeklinde olup, alt kısmında dikdörtgen beş adet dalgakıranı mevcuttur. Köprünün pencere görünümü küçük kemerlerin başlangıcına kadar olan kısma yer yer Roma ve Bizans dönemine ait mezar stelleri ve mimari parçaları, yer yer kesme taş , yer yer de düzensiz taşlardan oluşan moloz taş örgü sistemindedir. Kemer başlangıçlarından itibaren 13.-14. yy.da sıkça görülen ve Bizans dönemi mimarisinde de rastlanan 3 sıra tuğla, bir sıra kesme taştan oluşan sağlam bir örgü sistemi görülmektedir. Üç sıra tuğla, bir sıra taş örgü sistemi ana kemer gözlerinde de tuğlaların dikine yerleştirilmiş şekliyle tekrarlanmıştır. Küçük kemerde ise tamamen tuğla malzeme kullanılmıştır. Köprüdeki mimari tarz ve örgü sistemi incelendiğinde 13.-14. yy.da yapılmış olabileceği izlenimini vermektedir. Ancak aynı dönemde aynı yerde bir köprü olduğundan bahsedilmektedir. Köprüye 1 km. mesafede anik bir köprü kalıntısı daha mevcuttur. Antik köprünün tahrip olması sonucu ve 13. yy.da yapıldığı ve çeşitli onarımlarla bu güne kadar ulaştığı daha akla yakındır. Mimari estetiğiyle dikkat çeken Kurt Köprü , Vezirköprü ilçesi Tekkekıran Mahallesi’ndeki İstavroz Çayı üzerinde bulunuyor. Eski dönemlerin kervan yollarını, han kalıntılarını, yok olmuş iskan alanlarının izlerini saklayan Kurt Köprü, tarihi geçmişi, mimari tarzı ve anıtsallığıyla Samsun’un turizmi açısından büyük önem taşıyor.
Camii İlçemiz merkezinde Çanaklı Mahallesinde bulunmaktadır.Çeşitli yayınlarda Taceddin Paşa ve Kurşunlu adlarıyla anılan camiinin inşa kitabesi yoktur. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan H.27 Şaban 900/ M 23 Mayıs 1495 tarihli üç sayfalık Arapça vakfiyesi ve tercümesinden anlaşıldığına göre yapı, Hacı Beyzade Mevlana Safiyyüddin oğlu İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camii vakfiyenin düzenlendiği 1495 yılı civarında yaptırılmış olmalıdır. Vakfiyede yapı, ‘’imaret’’ ifadesiyle kaydedilmiştir ve gayet muntazam inşa edilen imaretin, üç bölümden oluştuğu belirtilmektedir.Buna göre, misafirlerin istirahatlarına yönelik her birinin önünde sofa bulunan iki odadan oluşan tabhaneler birinci bölümü, camii ikinci bölümü, mutfak, ekmehane, kiler, ambar ve diğer alet ve edevat, ahır, abdesthane vs müştemilat ise üçüncü bölümü oluşturmaktadır. Günümüzde; duvarlarla çevrili geniş bir avlu içerisinde, vakfiyede imaret olarak nitelenen camii ve tabhane bölümlerini içeren , önünde şadırvanı bulunan, yan mekanlı camii mevcuttur. 1943 depreminde camiinin mihrap önü kubbesi, son cemaat yeri ve minaresinin tamamen yıkıldığı, 1955 yılında mahalle sakinleri tarafından bazı tehlikeli kısımları da yıkılarak, orijinal duvarlar üzerinde, moloz taşla, ahşap tavanlı ve kiremit çatılı olarak yenilendiği, tabhane odaları, minare kaidesi, son cemaat yeri sütunları ve başlıkları ile ahşap kapı kanatlarının bu yıllarda orijinalliklerini muhafaza ettikleri anlaşılmaktadır. 1955 yılındaki onarımın basit oluşu ve yapının orijinaline uygun düşmeyişi sebebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1989 yılında başlatılan, uzun yıllar durakladıktan sonra 2000 yılı civarında biten bir restorasyonla, camii orijinale uygun olarak restore edilmeye çalışılmıştır.
İlçe merkezinde bulunan, Ayşe Hanımın babası Yusuf Ağanın H. 1160 yılında yaptırdığı bilinmektedir. İç ve dış bedesten olmak üzere iki bölümdür. Dört kapısı ve içinde 110 dükkan vardır. İç bedesten kervansaray olarak kullanılmıştır. Ayşe tarafından vakfedilmiştir. Arasta bölümü bedestenin çevresinde gelişmiştir. Dört yandan basık kemerli kapılarla girilen bedesten, kare planlı dört kubbeyle örtülü bir yapıdır. Kubbeler duvarlara bitişik tuğla kemerlere oturtulur. Kemer, pandantif ve kubbeler düzgün tuğla örgüsüyle güzel bir görünüm kazanmıştır. Ana kubbeyi taşıyan tuğla kemerin ortada dayandığı bölümde içeri girinti yapan kare mekan küçük kubbeyle örtülüdür. Dışarıdan ana kubbeler arasında görülen bu bölüm dua kubbesidir. Yuvarlak kemerli kapılarla girilen arastanın kuzeyinde tonozlu dükkanlar yer alır. Bedestene bakan yüzdeki dükkanlar yer kazanmak amacıyla üçgen biçiminde yapılmıştır.
Çok güzel bir hamam.Girme fırsatımız olmadı ama dışarıdan bakıldığında tarihi özelliğini yitirmediği belli oluyor...
Kale Camii’ne bitişik olan ve günümüzde de kullanılan Kale Hamamı, moloz taş malzeme ile yapılmış. Soyunmalık bölümündeki kubbesi çok dikkat çekici.
Kesme taş ve tuğladan yapılmış kasnağın üstündeki kubbe ters dizilmiş kiremitlerle örtülü.
Sivri kemerli kapıdan ortasında sekizgen şadırvanı olan soyunmalığa giriliyor. Soyunmalığı çeviren setlerin önünde ayakkabıların konulduğu nişler var. Soyunmalığın girişi beşik tonozlu, diğer bölüm kubbe ile örtülü. Sıcaklık ortada kubbeli kare mekanı ile hac planlı eyvanlardan oluşuyor. Eyvanlar arasındaki halvet odacıkları kubbeli.Yapım yılı 1966.
Çok güzel bir hamam.Girme fırsatımız olmadı ama dışarıdan bakıldığında tarihi özelliğini yitirmediği belli oluyor...
Kale Camii’ne bitişik olan ve günümüzde de kullanılan Kale Hamamı, moloz taş malzeme ile yapılmış. Soyunmalık bölümündeki kubbesi çok dikkat çekici.
Kesme taş ve tuğladan yapılmış kasnağın üstündeki kubbe ters dizilmiş kiremitlerle örtülü.
Sivri kemerli kapıdan ortasında sekizgen şadırvanı olan soyunmalığa giriliyor. Soyunmalığı çeviren setlerin önünde ayakkabıların konulduğu nişler var. Soyunmalığın girişi beşik tonozlu, diğer bölüm kubbe ile örtülü. Sıcaklık ortada kubbeli kare mekanı ile hac planlı eyvanlardan oluşuyor. Eyvanlar arasındaki halvet odacıkları kubbeli.Yapım yılı 1966.